Osmanlı Üzerin Bir Söyleşi

Pazartesi, 20 Nisan 2009 21:34

Merhaba değerli dostlar…

Bir önceki acizane olarak kaleme aldığımız makalede , Alucra Vakfı Gençlik Komitesi tarafından “Günümüz Gençliği ve Devleti  Aliyeyi  Osmaniye” isimli konferansın tertikleneceğini duyurmuştuk. Konferans için düşünülen tarih gelmiş çatmış konuşmacı olarak davet edilen İbrahim Refik hocamızda Alucra Vakfının hizmet binasına teşrif buyurmuşlardı. Yaklaşık 90 dk süren ecdadımız Osmanlı’ya olan yolculukta şahsım adına inanılmaz bir keyif almış, İbrahim Refik hocamın o enfes anlatımıyla dinleyicilerinde adeta büyülendiğini hissetmiştim. Hocamızın Ecdadımızla olan hatıratlarını pür dikkat dinliyor, günümüzün yaşam tarzıyla da mukayese ediyordum. Biz nerdeyiz Ecdadımız nerede? Sorusu geliyordu hemen aklıma!

Bu konferansta not aldığım hatıratları paylaşmak istedim sizlerle. Dilimizin döndüğü, kalemimiz yazdığı şekilde âcizane olarak notunu tuttuğum bu yaşanmış gerçek olaylardan inşallah istifade buyursunuz…

*Başbakanın “One Minute” olayına sebebiyet veren  Şimon Perez’e  Hakaret Eden Yahudi

Eski Dış İşleri Bakanlarından ve CHP’nin önde gelen siyasetçilerinden Gaziantep Milletvekili Hikmet Çetin 1991 yılında resmi bir görüşme için İsrail’e gittiğinde İsrail Dış İşleri Bakanı olan Şimon Perez başına gelen bir olayı  şöyle anlatır:

HÇ: “İsrail ziyaretim sırasında görüşmelerde bulunduğum Dış İşleri Bakanı Şimon Perez ile konuşurken bana dediki :”

-Ben bundan üç yıl önce Sina bölgesinde bir beldeyi ziyarete gittim. Küçük bir Yahudi Beldesiydi burası. Belediye reisiyle yaptığım görüşmede Mısırdan şikayet edip hakaretlerini savuruyordu. Ardından İsrail’den şikayet edip hakaretler ve küfürler savuruyordu.Herkesten şikayetçi olunca bende kendisine kızdım. Ne istiyorsun? Dedim. O da kalktı bana: “Osmanlıyı istiyorum, Osmanlının adil yönetimini istiyorum, çünkü Osmanlı bir hoşgörü devletiydi, o gidince huzur ve güvende gitti” dedi.

*Kapı Tokmağı

Ecdadımız sosyal yaşamda her şeyin ayrıntısını öyle düşünmüş ki şu örneği her şeye bedel…

Eski Osmanlı evlerinin dış kapılarında iki tane kapı tokmağı olurdu. Bunların birisi büyük, kalın ve tok ses çıkarır diğeri ise küçük, ince tiz bir ses çıkarırdı. Kapı çalındığında tokmağın sesi tok ve kalın ise kapıda bir erkeğin olduğuna işaret eder, bundan dolayı da kapıyı da evin erkeği açardı. Eğer tokmak ince , tiz bir ses çıkarıyorsa kapıdakinin bir bayan olduğunu anlaşılır ve kapıyı hane sahiplerinden bayan birisi  bakardı.

Ne güzel bir ahlak ne güzel bir davranış değimli?

*Osmanlı’nın Parlayan Kılıçları

16. yüzyılın kudretli padişahı Yavuz Sultan Selim’in huzuruna girerek yer öpüp itimatnamesini sunan Venedik elçisi Antonio Jüstiniani’ne ülkesine döndüğünde Padişahın nasıl biri olduğu hakkında bilgi istediğinde elçinin şaşkınlık içinde: "Kılıcı öyle parlıyordu ki yüzünü göremedim" diye itirafta bulunur.

Elçinin bu itirafının daha sonraları Yavuz Selim tarafından öğrenilmesi üzerine haşmetli Hünkarım, “Paşalarım Osmanlı’nın kılıcı parladığı sürece düşmanların başı daima önde olur. Ama Allah korusun bu kılıç kınına girer ve paslanmaya başlarsa o zaman bu kafalar yavaş yavaş dikilir ve birgün bize yukardan bakar” der.
 

*Yedi Ben

Yavuz Sultan Selim Han’ın doğumundan az bir zaman önce babası II. Bayezid’in sarayına gelen bir dervişin:

"Bugün bu hanedandan bir erkek çocuk dünyaya gelecektir ve babasının yerine geçecektir. Vücudunda yedi ben bulunacaktır ve onların miktarınca alişan beylere galebe edecektir" diyerek ortadan kaybolur.

Dünyaya gelen Yavuz Sultan Selim’de hakikaten de altı yıl gibi kısa süren hükümdarlık döneminde yedi tane devleti yeryüzü haritasından siler.  

*Osmanlı Devleti ile Ticaret Yapmanın İmtiyazı

Osmanlı Devleti’nin, kurmuş olduğu muhteşem devlet sistemini, tekke-medrese-kışla sacayağı üzerine sağlam bir şekilde oturtup, doğruluk ve adalet üzerine cihana ışık saçar.

Osmanlı tesirinin dört bir yanda hissedildiği bu günlerin birinde Hollanda Ticaret Odası’nda bir karar alınırken, oyların eşit çıkması halinde, ticaret odası başkanının karar verebilmek için:

"İçinizde Türklerle alış veriş eden var mı?" diye sorduğunu ve herhangi birinden "evet" cevabı alınca da onun oyunu iki oy yerine kabul edip kararı neticelendirilir.

*Bir Siyaset Dahisinin Ölümü

Devrinin en buhranlı döneminde devraldığı Osmanlı Devleti’ni 33 yıl süreyle dahice politikalar takip ederek yöneten Ulu Hakan Abdülhamid Han’a kıblesi batıya ayarlı yerli aydınlarca birçok iftiralar atılıp Batılı ağzıyla "kızıl sultan" denmesine karşılık dönemin İngiltere Hariciye Nazırı Sir Edvvard Grey’in Sultan Abdülhamid’in vefatını öğrendiği zaman:

"Ne büyük kayıp! Hasmımdı ama onun ölümü ile diplomasi mesleği artık şevkini kaybetti" der.
 

*Çadır İçinden Savaş İdare Etmeyüz

Merc-i Dabık Savaşı öncesi Büyük Hünkar Yavuz Sultan Selim’in ordusunun önünde askerleriyle beraber göğüs göğüse çarpışmak için atını ileri doğru mahmuzlaması üzerine, Sadrazam Sinan Paşa’nın padişahın ellerine sarılıp:

"Şevketlü hünkarım, olmaya ki heyecana gelir, kendinizi ateşe atarsınız, yüreğimiz dilhun olur" diye gitmemesi için yalvarır.

Alem-i İslam’ın birliğini sağlama adına hayatı at sırtında geçmiş olan bu büyük dava adamının bunun üzerine: "Biz cennetmekan Fatih Sultan Mehmet Han’ın torunuyuz, çadır içinden savaş idare etmeyüz" diye haykırır.

*İade-i Ziyaret

Meşhur bir politikacımıza Fransa’da: "Siz Osmanlıların Viyana kapılarında ne işiniz vardı?" diye sorması üzerine, o politikacımızın gayet veciz bir şekilde: "Haçlı seferlerinin iade-i ziyaretiydi" diye cevap verir.

Kadir BEKİROĞLU

20.04.2009 - İstanbul

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Twitter

Sosyal Ağlar

Paylaşın:

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün78
mod_vvisit_counterDün196
mod_vvisit_counterBu Hafta773
mod_vvisit_counterGeçen Hafta939
mod_vvisit_counterBu Ay2677
mod_vvisit_counterGeçen Ay4586
mod_vvisit_counterToplam339812
PATHWAY_MSG   AnasayfaKategori BloğuOsmanlı Üzerin Bir Söyleşi
| + - | RTL - LTR