Dede'den Toruna Kalan Miras

Pazar, 15 Kasım 2009 19:39

1887 Yılında yapıldığı bilinen Alucra'nın Fevzi Çakmak Köyü Tepe Mahallesindeki Dedeoğlu Müftü Halil Hoca Efendiye ait kesme taş bina, dededen toruna kalan kültür mirası olarak ilk günkü gibi hizmetini yapmaya devam etmekte.

Alucra halkının hakkında bilgi olarak biraz eksik kaldığı Fevzi Çakmak Köylü Müftü Halil Hoca, torunları vesilesiyle hatıralarıyla yaşatılıyor. Köyde önceden Müftü efendi tarafından ev olarak kullanılan bina günümüzde misafirhane ve kütüphane olarak restore edilmiş ve yok olması engellemiştir.

Torunlarından görüştüğümüz Salih Dede Ağabeyimiz;  "Rahmetli babamdan dinlerdim dedemizi ve onun hatıralarını. Halis niyetle yaşamış, halka hizmeti hakka hizmet düsturunu edinmiş uzun yıllar Şarki Karahisar'da (Şebinkarahisar) müftülük görevini yürütmüş değerli bir Osmanlı evladıydı" diyor.

Torunlarından bir diğeri de İstanbul Arnavut Köy Milli Eğitim Müdürümüz değerli hocamız Arif Dede ise;

"Ailemizdeki büyüklerimiz ve köyümüzdeki diğer büyüklerimizden duyduğuma göre Müftü Halil Efendi uzun yıllar Şarki Karahisar'da (Şebinkarahisar) müftülük görevini yürütmüş, görevden ayrılınca baba ocağının bulunduğu köyümüzde yaşamaya karar vermiştir. Nüfus kayıtlarına göre doğum tarihi 01.07.1842, ölüm tarihi 23.06.1931 olup, naaşı köyümüzdeki Çağırgan Baba türbesinin de bulunduğu mezarlıktadır.

Müftü Halil efendinin oğullarından Arif Hoca nüfus kayıtlarına göre 01.07.1889 tarihinde doğmuş,  rüştiye mezunu olup, cephede savaşırken Rusya’ya esir düşmüş. Bir süre Rusya’da esir kaldıktan sonra Alman esirlerle beraber Alman gemisi ile Rusya’dan ayrılarak ülkemize dönmüştür.

Kurtuluş savaşından yeni çıkmış, genç nüfusunun çoğunluğunu, özellikle üniversite hatta lise öğrencilerini cephede şehit vermiş ülkemizde, gazete ilanları ile okuma yazma bilen öğretmenler arandığı sırada vatanına dönen Arif Hoca, baba ocağını söndürmemek amacıyla doğduğu köyünde yaşamaya karar vermiştir.  Çevresindekiler, onun Ankara’ya gitmesini, mebus, bürokrat olmasını tavsiye etmelerine rağmen baba ocağının söndürmemeyi ve köyünde kalmayı tercih etmiştir.  

Yaşadığı süre içerisinde köyümüzde çocuklara hocalık yaptığı, zaman zaman cephedeki anılarını anlatması için öğretmenler tarafından okula davet edildiği ve savaş anıları ile esarette yaşadıklarını anlatarak derslere katkılar sağladığı o dönemde yaşayanlar tarafından anlatılmaktadır.

Köylümüz Dursun KILIÇ ile beraber 1951 yılında kış mevsiminde yaya olarak Giresun’dan köyümüze gelirken Yağlıdere’ye bağlı Akpınar köyü yakınlarında donarak vefat etmiş ve uzun aramalar sonucunda naşına ulaşılmış olup, mezarı bu köydedir.

Arif Hocanın vefatından sonra sülalemizde doğan ilk erkek çocuk olarak adının bana verilmesi ile onun adını taşıma şerefi bana nasip olmuştur.

Çocukluğum sırasında köyümüzün büyükleri tarafından adını taşıdığım Arif dedemin sakin, güler yüzlü, alçak gönüllü,  iyi huylu, herkes tarafından sevilen, yardımsever, yaşantısında örnek alınan bir şahsiyet olduğunu dinler ve benim ona layık bir torun olmam ve onu temsil etme sorumluluğunu taşımamı onun gibi hoca olmamı nasihat ederlerdi.

Bu nasihatlerin etkisi ile ben de dedem gibi hoca olmak için öğretmenlik mesleğini tercih ederek onun özelliklerini taşımak gayreti içerisinde oldum.

1887 yılında yapılan, 1948 yılında onarılan ve DEDEOĞLU MİSAFİRHANESİ olarak kullanılan bina zaman içerisinde kullanılamaz durumda iken babam Sait DEDE tarafından 1985 yılında yeniden onarılarak Müftü Halil dedem ile Hoca Arif dedemin kitaplarından da faydalanılabilecek şekilde Kütüphane ve misafirhane olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu eser aslında büyüklerimizin hayrat anlayışının sembolüdür. 1999 yılında vefat eden babam Sait DEDE, kendini hayır işlerine adamış, köyümüzün diğer hayırseverleri ile birlikte maddi ve manevi katkılar sağlayarak mahallemizde her eve su getirilmesinde öncülük etmiş, on yıl sonra bu gün bile bu hizmetleri nedeniyle rahmetle anılmaktadırlar. Görevimiz, işimiz, unvanımız ne olursa olsun kadirşinas milletimizin kendisine yapılan iyilikleri hiçbir zaman unutmadığını bilerek davranmalıyız

Köyümüzde kalmak isteyen misafirlerin kullanımına sunulan bina tarihi mirasımızı korumanın yanında faydalı bir hizmet sunmaktadır.” Dedi.

Dededen kalan binanın yok olmasına müsade etmeyen torunları, binayı orjinalliği bozulmadan korumuş muhafaza etmişler. Yaz aylarında köyde evi olmayan Giresun'daki misafilerini ağırladıklarını söyleyen Salih ağabey, binanın içinde her şeyin olduğunu (wc,banyo,yatak odası, mutfak malzemeleri) köylerine gelmek isteyenlere şimdiden kapılarının sonuna kadar açık olduğunu belirtmeden geçmiyor.

Bizde hatıralarını yakın bir zamanda okurlarımızla paylaşacağımız Dedeoğlu Müftü Halil Hoca Efendi'nin bu güzel hatırasına sahip çıkan torunlarına teşekkür ediyor bir örnek teşkil etmesi adına siz değerli okurlarımızın takdirlerine sunuyoruz.

Kadir BEKİROĞLU
10.10.2009 - İstanbul
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.







İstanbul Arnavutköy Milli Eğitim Müdürümüz Arif DEDE

Twitter

Sosyal Ağlar

Paylaşın:

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün78
mod_vvisit_counterDün196
mod_vvisit_counterBu Hafta773
mod_vvisit_counterGeçen Hafta939
mod_vvisit_counterBu Ay2677
mod_vvisit_counterGeçen Ay4586
mod_vvisit_counterToplam339812
PATHWAY_MSG   AnasayfaKategori BloğuDede'den Toruna Kalan Miras
| + - | RTL - LTR