Değişim

Merhaba değerli gönül dostlarım...

Zaman zaman site aracılığıyla kaleme aldığım yazıları sizlerle paylaşıyor, fikirlerimi beyan ediyorum. Hayatta her şey insanoğlu içindir, yaratılmışların en şereflisi ünvanına sahip insan için ben de dilimin döndüğü ölçüde faydalı olmak adına çaba sarf ediyorum. Önce kendime, sonra yakınlarıma daha sonra da hemşerilerime faydalı olmak, yaptığım her işi de kimseden bir beklenti içinde olmadan yapmak benim için bir hayat prensibidir.

Geçenlerde site vesilesiyle memleketim Alucra'ya daha iyi hizmet gelmesi için bir kaç haber yayınlamıştım. Bu haberlere karşı devlet idarecilerinin samimi yaklaşımı beni çok memnun etti. Ortada bir sorun var ve kimse bu sorunun çözümü için yardımcı olmuyor, olmak da istemiyordu. Ortada sorunlarla yanan bir ateş var ve kimse buna müdahale etmek istemiyor, edenler de eh işte desinler diye hareket edenlerden olunca yine aynı manzara devam edip gidiyor. İnsanımız sorunlara karşı tepkisiz, bazı kimseler de başlarını ağrıtmamak adına çözümden uzak duruyor, sorunlardan kaçıyor yada umursamıyor. Hâlbuki ortada bir yangın var, denilmiyor mu hadis-i şerifte  "Haksızlık karşısında susan bizden değildir" diye, açıkça beyan edilmiş, yapılan haksızlıklara karşı bir Müslüman olarak susamayız, mutlaka çözüm üretmemiz lazım.

Maalesef Alucra bu yönden garip bir yer, herkes hoş olmayan bir şey olduğunda durumu yetkililere değil de birbirleri arasında konuşarak (konuşmaktan kasıt dedikodu) dile getirdiği için sorunlara çözüm bulmak oldukça zor oluyor. İlçe Belediyemizi daha güzel bir çalışmaya teşvik etmek için yazdığım eleştirel bir yazıdan sonra telefon ile görüştüğüm belediye çalışanı değerli bir dostum bana yazılan yazıda hak vermiş ama şu cümleyi de söylemeden edememişti. 

"Bir şeyi değiştirmek için önce kendimizi değiştirmeliyiz" sözü beni çok etkilemişti. Çok doğru söylüyordu bir şeylerin değişmesi için önce kendimizi değiştirmemiz gerekiyordu.

Esnaf bir ailenin ferdi olarak yaz aylarında ve hemen hemen tüm resmi tatillerde geldiğim Alucra'da şu olaya çok şahit oldum. Alucra'ya yıllardır gelmeyen gurbetçimiz ilçesine geldiğinde, Sıla-i Rahimi gerçekleştiriyor, eş dostla görüşmenin mutluluğunu yaşıyor akabinde de şu eleştiriyi yapmadan da edemiyordu. Belki haklıydı kendince ama buna kendisini de neden eklemiyordu anlayamam bir türlü. Neydi o eleştiri... “30-40 sene Alucra neyse şimdi de aynı Alucra, hiçbir şey değişmemiş. 40 sene önceki çöp bidonu bile nerdeyse aynı yerde.”

Bu cümleyi belki bu yazıyı okuyanlarımızda çokça söylemiştir muhakkak. Doğrudur, yaşım itibariyle 30 sene öncesini bilemem ama 30 sene sonrasını şimdiden planlayabiliriz diye düşünüyorum. Ayrıca bu eleştiriyi yapan büyüklerime de 30 senedir Alucra değişmediği söylediklerinde haklı pay buluyor isem de, kendileri neden değiştirmek adına bir şeyler yapmadığını soruyor, cevaplarını da merak ediyorum doğrusu.

Şimdi bu yazıyı okuyanlar kendimize soralım lütfen, 30-40 sene önceki Alucra ile şimdiki Alucra arasında değişiklik olması için biz ne yaptık? Bazıları şöyle der gibi... 30 sene önceki baba evinin terk edip gurbete gittik, baba evinin dış cephe boyasını bile değiştirmedik, paslı saclarını bile boyatmadık, hadi imkânımız vardı bir yazlık ev bile yapmadık... bu şekilde kendilerini eleştirenler olacaktır diye düşünüyorum. Başkalarına suç bulmaktansa eleştiriyi önce kendimizden başlayarak yapmamız gerekmez mi? Her şeyi devletten bekleyen bir yapıya sahip olduğumuz için yoksa onu da devlet mi yapsın dedik? Eğer öyle düşündüyseniz kusura bakmayın Ecevit-Yılmaz-Bahçeli hükümeti dışında mutlaka Büyük Millet Meclisinde her dönem bir vekilimiz olmuştur ama onlardan bile yeterince istifade etmesini becerememişiz diye düşünüyorum.

Dedim ya sorun var ama sorunu çözme yöntemlerimiz çok farklı. Sorunu çözmek için ya taş kahvehane y ada Celal ağabeyin kahvehanesinde hükümetleri kurup kurup yıktığımız için bir adım öteye geçememişiz. Siyaset her zaman ilçedeki insanların bölünmesine sebep olmuş. Olan yine Alucra'ya ve masum insanlara olmuştur. Her geçen gün göç artan ilçemizde 18 yaşından sonraki yaş grubu artık ilçede yok denecek kadar az sayıdadır. Askerlik sonrası gençler iş bulmak adına gurbetin yolunu tutuyor bir daha da arkalarına bakmıyorlar bile. Kimi aileler var ki ilçedeki yetersiz eğitimi beğenmeyerek çocuklarının eğitimi için doğup büyüdükleri toprakları terk ediyor.

Bir on sene sonra böyle giderse Alucra sadece emeklilerin yazları kalmak için geleceği bir kasaba haline gelecek.

Peki, ne yapmalı?

Her şeyin başında Ekonomik yönden güçlü bir belediye olmalı. Bunun içinde emlak, çöp, bina ve su gibi az da katkı sağlayacak olsa bu borçları ödeyerek önce “vatandaşlık görevimizi” tam olarak yerine getirmemiz lazım. Dahası gurbette olup da yazları Alucra’ya gelen emeklilerimiz mutlaka nüfus kayıtlarını ilçeye aldırmalı. İlçe nüfusu düştüğü için (bu konuyu ayrıca yazacağım) Belediyenin aldığı yatırım da maalesef otomatik olarak düşmüştür.

Öncelikle ilçede yaşayanlar olarak başta da ifade ettiğim gibi değişime kendimizden başlamamız gerekiyor. En basiti esnaf isek ticaretle uğraştığımız alanı temiz tutup çevreye çöp atılmasına müsaade etmemeliyiz.

Kaliteli ürün getirip müşteri memnuniyetini göz ardı etmemeliyiz. Sözümüzün ardında duracak bir ahlak sahibi olmalıyız. Gelen müşterileri “veli nimet” kabul edip saygıda asla kusur etmemeliyiz ki Allah işlerimizi bereketlendirsin.

Ev hanımı isek israfa fırsat vermemeli iktisat etme adına fazla olanı olmayan komşularla paylaşarak sosyal bağlarımızı güçlendirmeliyiz. Evimizin çevresini temiz tutmak bile çok önemli. “Temizlik imandandır.” Hadisi her şeyi anlatıyor. Eskiden Alucra'da muazzam bir komşuluk bağları olduğundan söz eder büyüklerimiz maalesef siyaset bu bağları koparmış durumda. Bu ilişkileri tekrar güçlendirmek zorundayız. Bunun içinde yardımlaşmak özellikle fakiri garibanı görüp gözetlemek çok önemli. Allaha çok şükür Alucra esnafı bu konuda takdir edilir her zaman, delisine de velisine de ilgi alakayı eksik etmez.

Gençler olarak daha mutlu bir yarınlar için mutlak suretle iyi eğitim almak uğruna çok çalışmalı Türkiye’nin en iyi üniversitelerini, fen liselerini kazanmak için gayret etmeliyiz. “Yapamayız.” deme lüksümüz yok Alucra’dan dershane kapısını görmeden hukuk kazanıp hakim çıkanlarımız, inşaatlarda işçi olarak çalışıp Fen Lisesi kazananımız var. Bu konuda verilebilecek örnekler çok, bahane aramaya ihtiyacımız yok.

Sivil Toplum örgütleri olarak varımızı yoğumuzu eğitime aktarmalıyız. Her şeyin başında okuyan bütün üniversite öğrencilerine Burs vermeli, Fen Lisesi sınavlarına hazırlanan öğrencilere maddi destek sağlamalıyız. Eğitim bir bölgenin bir ülkenin kalkınması için çok önemli bir etkendir. “Alucra adını taşıyan tüm sivil toplum kuruluşları başka işleri bırakıp sadece ve sadece Eğitime odaklanmalıdır.” diye düşünüyorum. İlçenin kurtuluşu için “ Eğitim Şart!”

Yine yapılabilecek basit örneklerden bir tane daha söyleyeyim:

Belediye Başkanlığı önderliğinde bir boya fabrikası ile sponsorluk karşılığında ücret verilmeden -verilsede cüzzi bir miktar karşılığı- tüm ilçedeki binaların dış cephe boyaları temin edilebilir alınan boya karşılığında da Belediye bu firmanın reklamını bir süreliğine ilçe de yapabilir. Bu dediğim olayın o kadar çok örneği var ki... Gelen boya ev sahiplerine dağıtılıp bina sahipleri evlerinin dış cephelerini, paslanmış sacları boyatabilir. Bu hem ilçenin daha güzel gözükmesi için güzel bir çalışma olur, hem de çok basit bir çalışma uygulanması çok kolay. Bunu İstanbul, Bursa, Ankara gibi illerde yapan birçok belediye var.

Kısacası, eğer gerçekten ilçemizi seviyor ve gelişmesi adına bir şeyler yapmak istiyorsak değişime önce kendimizden başlamalıyız. Tabiri caizse taşın altına elimizi sokmalıyız. Üzerimizdeki ölü toprağı atmak yine bizim elimizde. İlçeye 30 sene sonra gelmemeli mümkün mertebe imkânlar doğrultusunda her yıl ziyaret etmeli, ilçenin gelişimi adına projeleri mülkü idarecilerle paylaşmalıyız. Devleti Temsilen ilçe Kaymakamı var, üretilen projeleri mutlaka paylaşmak gerekir diye düşünüyorum.

İşte bir örnek daha... Çok uzun zamandır ilçede su sorunu var. Yaz ayları su yetmiyor ve bazı mahalleler susuz kalıyor. Komşumuz evine su alamazken bağını bahçesini sulayan insanları bu işin “kul hakkı” cihetine girdiği anlatarak ikaz etmeliyiz. Bu hususta insanları bilgilendirmek hem Ahlaki bir durum hem de sosyal bir olaydır. Tatlı dille kime anlatılsa ben inanıyorum bu yaz aylarında bahçe sulama işi bitecektir.

Tabii belediyemize de çok büyük sorumluluk düşmekte, onların da üzerlerine düşeni bir vatandaş olarak yapmasını beklemek vatandaş olarak hakkımız. Her şey karşılıklı sevgi saygı ve problemlere çözüm üretme açısından yaklaşılırsa Alucra çok daha hızlı bir gelişme ivmesi kazanır. Bu hususta Belediye Başkanımız ve ekibine büyük bir sorumluluk düşüyor.

Değişim için önce kendimizden başlarsak Alucra için güzel günlerin gelmesi kaçınılmazdır.

Saygı ve Sevgilerimle..

Kadir BEKİROĞLU
27.10.2010
İSTANBUL

Twitter

Sosyal Ağlar

Paylaşın:

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün78
mod_vvisit_counterDün196
mod_vvisit_counterBu Hafta773
mod_vvisit_counterGeçen Hafta939
mod_vvisit_counterBu Ay2677
mod_vvisit_counterGeçen Ay4586
mod_vvisit_counterToplam339812
PATHWAY_MSG   AnasayfaKategori BloğuDeğişim
| + - | RTL - LTR